Kayıtlar

Mustafa Kemal Atatürk Gibi Olmak

Mustafa Kemal Paşa, İstanbul'a gelip İtilaf donanmasını Sarayburnu önlerinde gördüğü ve  “Geldikleri gibi giderler!”  dediği gün 13 Kasım 1918’di. Suriye cephesinden gelmişti, artık komutan değildi. 22 Kasım’da Padişah tarafından saraya davet edildi.  Kendisini eskiden beri yakından takip eden Sultan Vahdeddin, Mustafa Kemal’e bir çılgınlık yapmaması ve vatansever hareketlere girişme olasılığı bulunan komutan ve subayları yatıştırması için ricalarda bulundu.  İngilizler bu Sarı Paşa’yı Osmanlı Komutanlarının arasında en tehlikelilerden biri olarak görüyorlardı. Tehlikenin farkında olduğunu fark ettikleri Mustafa Kemal’i İstanbul’dan ve padişahın yanından uzaklaştırmak için 6ncı Ordu’ya tayin ettirmeye çalıştılar. Mustafa Kemal Paşa bu tayini istemeyince yaversiz ve arabasız bırakıldı, ödeneği kesildi. İstanbul’da silah arkadaşlarıyla, vatansever gazetecilerle ve güven duyduğu dostlarıyla görüşüyor, bu arada birçok casus ve kışkırtıcı da kendisiyle görüşm...

Annem...

Annemin üç kol saati de aynalı dolabın rafında duruyor. Artık göremediği saatlerini takamıyor. Oysa annem saatsiz olmadıydı hiç.   Beş altı aydır yanındakilere ikide bir saat kaç diye sorup duruyor. Beş altı aydır çorba, çay ve meyve suyuyla idare ediyor. Yattığı yataktan bir yıldır kendi kendine kalkamıyor. Zorla kaldırıp, koltuğuna oturtulduğunda da yarım saat sonra yatırın beni diyor. Yaşını da karıştırıyor artık; “Kaç yaşında oldun anne?” sorusuna bazen 103, bazen 80 bazen de doğrusu olan 92 diyor...  Annemin hayatımda hiç bu kadar zayıfladığını görmemiştim. Nerede o her an gülümsemeye hazır, güzel Sevim öğretmen? Tanınmayacak kadar zayıf. Bir deri bir kemik kaldı. Derileri pul pul dökülüyor, kol ve ayak kemikleri her an kırılacak gibi... Saçları dökülmedi. Verilen bu sıvı protein saçları da güçlendirir diyor doktor kardeşim. Ağzı açık uyuyor. Ağzından nefes alınca rahatlıyor. Ve hep uyuyor. Yaşamıyor artık, gündüz, gece hep uyuyor.  Muhasebe yapmayı unuttu. Geçm...

Ölümcül küresel salgından sonraki hayatımız nasıl olacak?

(Aklımca geleceğe not bırakmak istiyorum) Küresel olarak baktığımızda, Korona’dan Önce (KÖ), Korona’dan Sonra (KS) diyeceğiz, yeni bir miladımız olacak. Refah azalacak ve toplumlar daha içe dönük hale gelecek. Dünya ekonomisi 1929’dan daha derin bir depresyona girecek. Ortadoğu ve körfezde dengeler değişecek. Dünya genelinde işsizlik oranı %50’leri geçecek. Silah üretimleri ve uluslararası terörizm azalarak devam edecek. Küresel şirketler yüksek karlılık hırsından vazgeçmek zorunda kalacak. Sosyal sınıflar ayrışır ve sınıf bilinci oluşabilirse vahşi kapitalizm çökebilecek. Çin ve Amerika başta olmak üzere büyük devletlerin küresel hakimiyet ve emperyalizm istekleri azalacak. Tek kutuplu dünyada Amerika Birleşik Devletleri mi Çin mi sorusu epey gündemde kalacak. Milliyetçilik kendi izolasyonu içinde giderek küçülecek. Demokrasi mi otorite mi sorusu yerine “kamu sağlığı” kavramı öne geçecek. *** Kamusal alan açısından gördüğümüzde, Hijyen alışkanlıkları değişecek, toplumsal sa...

ÇOK ŞEYLER ÖĞRENDİK

                                                 Covid-19 insanlara çok şeyler öğretiyor, daha çok şeyler öğretecek gibi duruyor. Korkmayalım, insanlığa öğreteceklerini öğrettikten sonra o da her canlı gibi çekip gidecektir. Savaşın yalnızca yabancı bir ülkeyle ve bize yabancı insanlara karşı yapılmadığını, doğayla mücadelenin de bir savaş olduğunu öğrendik. Bu mücadelenin yalnızca yangın, sel baskınları ve depremlere karşı olmadığını, hatta salgınlarla mücadelenin hepsinden daha da zor olduğunu öğrendik. Dünyayı dünyada yaşayanlara bırakıp, Covid-19'un bizlere ve memleketimize neler öğrettiğine bakalım mı? Başta kişisel olarak temizliği, toplum olarak aralık ve mesafeyi, kamusal olarak dalga geçmemeyi öğrendik. Tokalaşamadığımızda, birbirimize sarılamadığı...

ONLAR YAŞAM OKULLARIYDI

Köy Enstitüleri, Atatürk’ün ölümünden sonra onun önderliğinde ve onun yetiştirdiği yurtsever devlet adamı ve bürokratlarca açılan, Cumhuriyet devriminin eğitimdeki okullarıydı. Köy Mektepleri üzerine kurulmuştu.   22 Köy Enstitüsü Anadolu bozkırlarında binlerce Cumhuriyet Devrimcisini yetiştirmişmiş ve bu devrimciler, derecesi ve gücü ne olursa olsun bugünkü Cumhuriyet çizgisinin belirleyicisi olmuşlardır. Köy Enstitüleri Dergisinin 1945 yılı Nisan ayı sayısında Pazarören Köy Enstitüsü’nden bir haber özetini okuyalım:  “… Kereste kağnılarla Göksu’dan geldi, binalar kuruldu, çatılar kancalarla tutturuldu, aylarca çivi beklendi. Biri Dicle’ye diğeri Hasanoğlan’a olmak üzere iki ekip gönderildi. Civar köylerin okul binaları 10-15 kişilik ekipler tarafından yapıldı. Bu iş dönemi içinde son sınıflar ikinci tatbikatlarına gittiler.” Köy çocukları bu okullarda üretime yönelik, ezberci olmayan, sorgulayan bireyler olarak yetiştiriyordu. Gene Köy Enstitüleri Dergisinde yayın...

PARA TOPLAMAK ÜZERİNE

                                               Büyüklerimiz(!) konuştukça neler neler geliyor aklımıza değil mi?  (Tanımlar TDK'dan, fıkra bir dostumdan) Kampanya: Politika, ekonomi, kültür vb. alanlarda belirli bir süredeki etkinlik dönemi. Tüketiciyi özendirmek için belli sürelerde düzenlenen indirimli veya taksitli satış. Bağışlamak (İane, Hibe etmek): Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek, teberru etmek. Yardım etmek: Kendi gücünü, imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanmak. Sadaka: Dilenciye verilen para. Yardım amacıyla karşılıksız verilen şey. Fitre: Ramazan ayı içinde verilen, miktarı belirli sadaka, fıtır sadakası. Zekat: Zenginlerin sahip olduğu mal ve paranın kırkta birinin dağıtılmasını öngören, İslam'ın beş şartından biri. Adak: Bir dilek yerine geldi...

İDLİB'TE ÖLÜM...

"Esad İdlib'de kendi ülkesini savunuyor diyenler bu milletin evladı olamaz" di yen birisi sizin Cumhurbaşkanınız olabilir mi? *** Devlet adamlığının, politikanın, savaşın ve barışın ne olduğunu bilmeyen, hırs ve kaprislerinin esiri olmuş kişilerce yönetilen bir Türkiye... Komutanlığın, liderliğin, subaylığın ne demek olduğunu bilmeyen, Harbiye ruhundan uzaklaşmış kişilerin yönetimindeki bir Türk Ordusu... Ağlıyorum bu gece yarısı... *** Bir delikanlı gazete muhabiri var mı şu soruyu sorabilecek: "Sayın Reisimiz, Suriye’de milletimizi rezil ettiniz. Bugün de yüzün üzerinde şehit haberini dış haber kaynaklarından öğrendi milletimiz. Toparlanıp gitmeyi düşünüyor musunuz?" *** İnterneti kapat, yavaşlat ne yaparsan yap, önünde sonunda gerçekler bütünüyle çıkacaktır ortaya. Yanlışlarını, yalanlarını ömrü boyunca saklayabilen bir kabadayı olmamıştır Türk siyasal hayatında. Maksadın milletin moralini bozmamaksa, yapacağın yegâne şey, haberlere san...