Kayıtlar

MGK'nun 28 Şubat 1997 TARİHLİ BİLDİRİSİ

     Aşağıdaki bildiri, o günlerdeki bir çok tehdidin yolunu kapatmıştı. Ne yazık ki, şimdiki Akepe'nin de yolunu açmıştır. Hiç bir müdahale, darbe ya da ihtilal, masum değildir... Bu tamam! Tamam olmayan ve anlamadığım iki şey var: Bir; o başı bağlı milletvekili Merve Kavakçı ve o refahlı iki meczup milletvekili şimdi nerededirler? İki; o günkü bazı siyasetçiler neden bu gün de hala siyasetle iştigal ederler? Üstelik gene namus ve demokrasi havarisidirler... Milli Güvenlik Kurulunun 28 Şubat 1997 tarih ve 406 Sayılı Kararına Ek-A (rejim aleyhtarı irticai faaliyetlere karşı alınması gereken tedbirler) : 1-     Anayasamızda cumhuriyetin temel nitelikleri arasında yer alan ve yine anayasanın 4'üncü maddesi ile teminat altına alınan laiklik ilkesi büyük bir titizlik ve hassasiyetle korunmalı, bunun korunması için mevcut yasalar hiçbir ayrım gözetmeksizin uygulanmalı, mevcut yasalar uygulamada yetersiz görülüyorsa yeni düzenlemeler yapılm...

AKEPE GİDİCİDİR...

Van depremi sonrası ölen ölmüş, gerideki depremzedeler ise ortalıkta kalmıştır. Ne bölücülüğü kullanan belediye ne de palavracılığı bırakmayan bir merkezi yönetim, ölenlerin yakınlarına, kalanların bebelerine sahip çıkamamıştır. Yanarak ölen bebelerin, donarak ölen anaların hesabını vermeye kimse yanaşmamaktadır. Hükümet hükmedememekte, muhalefet denetleyememektedir. Türk Ordusuna mihnet etmemek için Kızılay’ın brandadan çadırlarına binlerce aileyi yerleştirenler, yardımların nereye gittiğinin hesabını veremeyenler ve bunlara hesap soramayanlar bu memleketin kaderi değildir. Türk Ordusunu halkla temas ettirmemek uğruna Vanlılar sahipsiz bırakılmıştır. Uludere ve Gülyazı’da meydana gelen felaketin ana temelinde yatan işsizliğin ve cehaletin araştırılması yerine her siyasal partiden heyetler halinde milletvekilleri gidip ora köylerinde heron denen insansız hava araçlarını aramakta ve gelecek seçimlere yatırım yapmaktadırlar… 34 gencin cenazesi kaldırılırken bir gecede nasıl PK...

HAYDARPAŞA!

Resim
Bizim çağımızdaki her Anadolu insanı gibi ben de İstanbul'u ilkin on bir yaşımda Haydarpaşa garının merdivenlerinden görmüştüm. Babam benimle birlikte köyden yedi sekiz çocuğu yatılı okul sınavlarına getirmişti... Dizi dizi raylara,onca trenin ta uzaklardan gelip tamponladığı duvarlara, özenle döşenmiş yerlerdeki beyaz mermerlere ve sonra iç süslemelerine kafam havada bakarken, sütuna küt alnım çarpmıştı. Babamdan arkadaşlarımın içinde iyi bir azar işitmiştim. Şimdi buraları satıyorlar. Tarihi, bir kentin tarihini satmak bu kadar ucuz olur mu? Üstelik buna benim insanlarımın dışında kimse üzülmez, kimse vahlanmaz mı? Bu günlerde bizim kuşak hep hayretler içindeyiz zaten... Önce yaktılar. Sonra trenleri geçici sokmadılar gara. Şimdi de hızlı tren boyamacılığı ile trenlerin gara gelişini temelli kaldırıyorlar. Alıştırıyorlar... Fettah Taminceler ihaleye girmeğe hazırlanıyor. Birazdan büfeler kalkacak. Şehir hatları o güzelim iskeleye uğramayacak. Yarın ya da öb...

DEVLETİ TESLİM ALAN, BEYAZ FAŞİZM'DİR!

Resim
Yaşadığımız günler, tarihe “Beyaz Faşizm!” olarak geçmek üzeredir... Tuz beyaz, pirinç beyaz, un beyaz, makarna beyaz, eşyalar Tunceli’de beyaz, Genelkurmay Başkanlarının saçları beyaz, alnımıza doğru bu kış günü yağan kar beyaz... Beyaz faşizmle yönetilen rejimde yaşayanların bilmesi gereken bir şey var; çok konuştuğunuz, yazdığınız için sizi zindana attıklarında arkanızda kimseyi bulamazsınız. Üstelik “Karşı çıkmasaydı pezevenk…” yargısıyla yargılanırsınız ve sizi de en çok bu yaralar. Beyaz faşizmler hep küresel anamalcı sömürgen yayılmacıların değirmenine su taşır... Memleketin kolcuları nerede dersiniz. Yoklardır. Sıcağı sıcağına acı duyulmaz. Milletiniz kan kaybederken siz de daha sonraları önceden yaralandığınızın farkına varırsınız. *** Şah gitti... Tamam, kabul ama bu oyunda mat olmak öyle kolay değil! Ha yüce divan ha özel divan, ha Silivri zindanı ha Fenerbahçe lojmanı... Türkiye'nin tam bağımsızlığı konusunda şahin olamayanlar, içteki ve dışarı...

SİLİVRİ'YE SON MEKTUP

Resim
Ha korumalı lojmandasınız ha esir kampında... Aynı şey değil mi Komutanım? Her ikisinde de erler nöbet tutuyor kapınızda... Hayatın sırları, orada seyrettiğiniz deniz ufkuyla burada seyrettiğiniz duvar arasındaki ayrıntıda! Sizin tutuklanma haberinizle bir yandan büyük üzüntülere kapılırken, diğer yandan umutlarım çoğaldı, gözümün önü açıldı sanki. Hızla ve hiç inmeden yükselen bir hayat serüveninden sonra ve ölmeden önce, hayat muhasebesi yapmak için biraz yalnız kalmak gerekmez mi? Biz ona bir zamanlar -Amerikalılardan öğrendiğimiz adıyla- faaliyet sonu incelemesi (FSİ) diyorduk. İşte ondan yapmak… Sarı öküzü verdim mi, vermedim mi? Plağın tersini döndürdüm mü, döndürmedim mi? Başkalarının omuzlarına bastım mı, basmadım mı? Vazifeyi ihmal ettim mi, etmedim mi? Mandacı oldum mu, olmadım mı? Muhasebelerin ve geri incelemelerinin yapılma yeridir zindanlar. Orası yıllardır bu tür muhasebe yapanlarla dolu! Başkalarına kitap yazdırmıştınız memleketin meseleleriyle ilgili, kend...

2011 DEN 2012 YE GEÇERKEN UZAKLARDA PATLAYAN HAVAİ FİŞEKLERİNİN DİLİME GETİRDİKLERİ

“Işığını gün batmadan yakan, gün ağarmadan kalktığında çırasında yağ bulamaz.” Ne güzel bir Türk Atasözü *** Ey Ertuğrul Kürkçü, sana bölücülerin yanında Öcalan’ın onayıyla oy verenler utansın! Ağlayarak başından geçenleri TBMM’ndeki komisyonda anlatmaya çalışan bir kadına “Senin kocanı kendi silah arkadaşları öldürmüş olabilir.” demek, saçmalanmış hainliğin daniskasıdır! Hainlerin safında olduğunu biliyorduk da şimdi tescillendi… *** “Paşam, vekil maaşlarını düzenleyeceğiz. Ne kadar verelim? Öğretmen maaşlarını geçmesin!” Devlet adamlarının 1923'den kalma bir konuşması… *** Bana gelen şu haber üzerine ben susmayayım da Silivri'deki arkadaşlarımla birlikte zindanlarda çürüyeyim mi? İnternet Üst Kurulu "denetleme" başlığı altında birçok özel çalışma yapmaktadır. Bu denetlemeler çağımızın etkin iletişim araçları olan mail, Facebook, Twitter ve benzeri alanları da kapsamaktadır. Bu noktada hükümet karşıtı yazılan, paylaşılan ve yorumlanan ...

YAŞAR KEMAL’E MEKTUP

Resim
Sevgili Yaşar Ağabey, Gerçekten şunu dedin mi? “Avrupa Birliği’nin temellerinde Fransa vardır… Fransa aydınlarının, sanatçılarının da yeniden yaşadıkları yüzyıla damgalarını vuracaklarına, insanı insan yapan değerleri yücelteceklerine inanıyorum.” Dedin mi gerçekten? Dediysen eğer askeri nişanı yakana takan ve seni "Büyük Subay" yapan Fransa'nın yöneticilerine teşekkürden öte yağ çekmek değil de nedir bu? Ödül merakını anlıyorum, alkışlanmanın hoşuna gittiğini biliyorum. Kusura bakma ama seni kutlamıyorum… Bütün romanlarını okudum. Bana özel imzaladığın kitaplarını özenle sakladım. Heves ettiğim yazı ve edebiyat dünyamda bana öğretmenlik yapmıştın... Memleketimin yaylalarını sevmeme, yurttaşlarımın nasırlı ellerini öpmeme neden olanlardan biriydin... Yıllar önce bir masada Sarıkamış dramını romanında yazmadan önce doğrudan senden dinlemiştim. Gene bir akşam Kayseri'deki Sıhh. Onb. Yaşar Kemal'i anlatmıştın. Yaşıtlarından epey geç yaptığın as...